Yalnız mıyız?

Yalnızlık üzerine çok şey düşünüldü. Üzerine şarkılar söylendi, şiirler yazıldı, kitaplar basıldı.

Evrende yalnız olup olmadığımız, dünya dışındaki gezegenlerde yaşayanların mevcudiyeti de tartışıldı, insanın bu dünyaya bir elmanın 2 yarısı gibi geldiği ve hayatı boyunca diğer yarısını aradığı da…

Kadim tüm felsefî soru(n)lar gibi bu soru(n) da olağanca haşmetiyle cevabını arıyor.

İnsanlar konuşacak, tartışacak, yeni bir şeyler öğreneceği, kendini bir şekilde mutlu eden diğer insanların peşinde koşuşturup duruyor. Teknolojik gelişmeler de bu koşuyu hızlandırıp “hedefe” varma konusunda bizlere epey yardımcı oluyor, fakat öte yandan aynı teknoloji, diğer insanlara erişim konusundaki çabalarımızı azaltırken yalnızlığımızı artıyor.

Açalım: Örneğin bugün birçoğumuzun sosyal medya hesaplarında onlarca, yüzlerce hatta binlerce arkadaşı/takipçisi var. Ama bunların ne kadarı gerçek ne kadarı sanal?

Ailemiz, çevremizdeki tanıdıklarımız, hatta en yakın arkadaşlarımız, kankanlarımız varken bizi hiç tanımadığımız, hatta ismi ve resmi bile olmayan fake/troll kullanıcılarla içli-dışlı olmayan iten sebepler neler?

Bunu hiç düşündünüz mü bilmiyorum.

Ben düşündüm ve kendimce bazı cevaplar buldum bu soruya. Sosyolojik değerlendirmelerim sonucunda bu davranışımızın altında yatan sebepleri şöyle sıralamayı uygun gördüm. Doğru-yanlış, eksik-fazla; bilemem…

1) Yenilik ihtiyacı: Evet; Sertap’ın bir şarkısında söylediği gibi bazen insana “yeni bir aşk, yeni bir iş, yine gülecek bir neden lazım.”

2) Konuşma/anlatma ihtiyacı: E sosyal varlıklarız. “Dünya aslında düzdür, aya gidildiği yalan vs.” gibi çevremize anlattığımızda tepkiyle karşılanan ya da anlaşılması zor uç fikirlerimizi başkalarına anlatabilmenin getirdiği rahatlık.

3) Maddî emek istememesi: Hayatımızda sadece sanal olarak görüştüğünüz kişi maddi-manevi külfetsizdir. Fiziksel emek istemez. Evinizde, sıcak sobanın yanında, pijamalarınızı giyip yattığınız yerden muhabbet edebilmek maddi-manevi karlı değil mi?

4) Sırlarınızı rahatlıkla verebilme imkânı: “2 kişinin bildiği sır değildir” olayı ne yazık ki Kurtlar Vadisi repliği olmaktan öteye geçemez. Hepimizin kendince sırları var ve bunları mezara kadar içimizde tutmakta zorlanabiliyoruz. İnternetten bulunan ve kendisi de zaten ‘sırlar dünyası’ gibi olan birine o konularda açılmak süper rahatlatıcı bir deneyim değil midir Allah aşkına…

5) Boş vakit değerlendirme: Evet çok yoğunuz. Kafamızı kaşıyacak vaktimiz yok hatta. Hepsi kabul. Ama kendimizle baş başa kaldığımız ve “ne yapsam” acaba diye düşündüğünüz anlar da yok değil. İşte o anlarda ne yapıyorsunuz. “Onlarla” yazışıyor ya da konuşuyorsunuz değil mi? Modern çağ insanı, “Boş vakitlerinizde ne yaparsınız?” sorusuna “Twitter’dan tanıştığım insanlarla Whatsapp’tan yazışırım” cevapları veriyor artık.

Özetle: Anne, baba, kardeşler, akrabalar, karılar, kocalar, çocuklar, dostlar, arkadaşlar…Kısacası maddi-manevi yanımızda olan, hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde kötü günde bize bakan “gerçek” sevdiklerinizi sevmeye devam edin, onların kıymetlerini bilin. Bir şey demiyorum. Ama Twitter’dan tanıdığınız bir trolden de bir şeyler öğrenebilir ve belki de sanaldan gerçekliğe yelken açabilirsiniz. Belli mi olur…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir