Para Geçmez Sokağı’ndan mesaj var: İnsanlığı iyilik kurtaracak

Tophane’den Karaköy’e doğru giderken yol üzerindeki tarihi Beyazid-i Cedid Cami’sinin avlusunda bir pazar yeri kuruluyor. Burası, 185 ailenin gelip mutfak ihtiyaçlarını ücretsiz bir şekilde temin edebildikleri “Para Geçmez Sokağı”.

Cumartesi günleri saatler akşamüstü 5’e yaklaşırken “Para Geçmez” sokağında hummalı bir çalışma başlıyor. İstanbul Tophane semtinden Karaköy’e doğru giderken yol üzerindeki tarihi Beyazid-i Cedid Cami’sinin avlusundan geçip arka sokağa girdiğinizde bir pazar yeri kuruluyor.  Burası, -şimdilik- 185 ailenin gelip haftalık mutfak ihtiyaçlarını -tamamen ücretsiz bir şekilde- temin edebildikleri “Para Geçmez Sokağı”. Beyazid-i Cedid Camii Derneği Başkanı Refik Yavuz önderliğindeki 9-10 kişilik bir ekip tam 1 sene 2 ay önce başladıkları bu yardım faaliyetlerine müthiş bir azim ve şevkle devam ediyorlar. Dernek Başkanı Refik Yavuz ile bu projenin detaylarını, hayallerini ve geleceğe yönelik niyetlerini konuştuk…

“ECDADIN KÜLTÜRÜ PRATİĞE DÖKÜLDÜ”

Beyazid-i Cedid Camii Derneği Başkanı Refik Yavuz önderliğindeki 9-10 kişilik bir ekip tam 1 sene 2 ay önce başladıkları bu yardım faaliyetlerine müthiş bir azim ve şevkle devam ediyor. Refik Yavuz, “İnsanlığı iyilik kurtaracak” sloganıyla yola çıktıklarını belirterek, “Bu çalışmamız ecdadımızdan almış olduğumuz kültürün pratiğe dökülmüş bir halidir.” dedi.

“KEŞKE HER CAMİNİN ÖNÜNDE OLSA”

Beyazid-i Cedid Camii Derneği Başkanı Refik Yavuz , “Bizim amacımız ve duamız bu faaliyetin tüm camilere yayılması. Düşünsenize, Türkiye’de 85 bin cami var. Her cami 1 fakiri doyursa 85 bin insan aynı anda doyar. Bu dünyada bir işe yaramak lazım. Yeter ki inanalım.” ifadelerini kullandı.

calisma.jpg

“Bu hareketin körükleyicisi vicdani sorgulamalardır”

Bu çalışmamız bizim aslında ecdadımızdan almış olduğumuz bir kültürle pratiğe dökülmüş bir çalışmadır. Biz; ülke olarak bu kültüre yabancı değiliz. Geçmişten bu güne ecdadımız bize bunu en güzel şekilde öğretmiş. Tabii zaman içerisinde biz bu semtin çocuğu olduğumuz için durumu olmayan ailelerle karşılaşıyoruz. Zamanında bizim de maddi durumumuz çok elverişli değildi. Fakat Allah’a hamdolsun bugün rahatlıkla bu ürünleri alabilecek duruma geldik. Bu defa vicdani sorgulamalar başladı. Aslında bu hareketin körükleyicisi vicdanı sorgulamalardır. Peygamber Efendimiz’in (asm) “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” hadis-i şerifindeki uyarı sayesinde yola çıktık.

Geçen sene aralık ayında başlamıştık. Yani nereden baksak bir seneyi devirdik. Bu bir sene ikinci ay. Dolayısıyla ikinci senemizde de her hafta cumartesi günü aralık vermemek şartıyla ‘kar, yağmur, kış, sıcak demeden’ yardım yapıyoruz. Bunlar bizim için teferruattır. Bizim tabii bu çalışmalarımıza özgü güzel sloganlarımız var. “İnsanlığı iyilik kurtaracak” sloganıyla yola çıktık biz. Mesela bu sokağın ismini de dillerde, yüreklerde değiştirdik. Bu sokağın adı artık “ para geçmez” sokağı olarak biliniyor. Bizlerde “Burada para geçmez sokağımıza hoş geldiniz” diyoruz.

“Yardım almak için banka hesabı açmadık”

Sosyal medyadan kimseden yardım talep etmiyoruz. Bağış için herhangi bir banka hesabı da açmadık. Çok ısrar ettiler banka hesabı açın diye, biz istemedik. Çünkü biz ilkeli yürüyoruz. Dernek çatısı altında yürütüyoruz biz bu işi ve hiç kimseden para yardımı almıyoruz. Bazen çok ısrar eden oluyor onları kırmamak için dernek adına bazen yardım alıyoruz.  Çünkü biz diğer sivil toplum kuruluşları gibi büyüyelim, şirketleşelim gibi bir şey istemiyoruz. Biz bunlara hayır diyoruz. İlkeli yürümek istiyoruz.

calisma-2.jpg

“Kendim yiyemeyeceğim meyve-sebzeyi garibana vermem”

Bizler, 5-10 arkadaş olarak bu işi yürütüyoruz. İşin ekonomik boyutunu sırtlayan 10 kişiyi geçmiyor. Gönüllülük esasına dayalı ilerliyoruz. Biz ilk başlarken dedik ki; Kardeşim 5-10 kişiyiz. Adam başı 50 lira versek 500 lira eder. Ben hal ortamını da biliyorum. Orada küçük çaplı bir esnaflığım da var- aramızda topladığımız o 500 liraya biz epey bir şeyler alırız. Alış-verişte en çok dikkat ettiğimiz şey ürünlerin kalitesi. Ben, evime sokmadığım, kendim yiyemeyeceğim meyve-sebzeyi garibana vermem. Böyle bir prensibimiz var. Bu hafta her aileye bir poşet meyve-sebze ve 4’er tane yumurta dağıtabiliyoruz. Şimdilik imkânımız bu kadar. Keşke zengin bir hayırsever gelip 1’er koli yumurta bağışlasa da dağıtabilsek.

“Zannedildiği gibi yozlaşmış değiliz”

Bizler ülke olarak bugün dünyanın dört bir yanına yardımlar götürüyoruz. Sürekli söylendiği veya zannedildiği gibi yozlaşmış değiliz. Bizim mayamız temiz. Biraz silkelenme neticesinde dünyanın her yerine yardıma koşabilecek potansiyel ve güçteyiz Allah’ın izni ile. Yeter ki özümüzden kopmayalım.

“Her cami 1 fakiri doyursa…”

Bizim amacımız ve duamız bu faaliyetin tüm camilere yayılması. Düşünsenize, Türkiye’de 85 bin cami var. Her cami 1 fakiri doyursa 85 bin insan aynı anda doyar. Bu dünyada bir işe yaramak lazım. Yeter ki inanalım. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin çok sevdiğim bir sözü var: “İmân hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imânı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir.” diyor. Devletten ya da herhangi bir belediyeden yardım da almıyoruz. Az ve öz kişiyle yolumuza devam etme gayreti içerisindeyiz.

tulin-aldemir-(vatandas).jpg

Tülin Aldemir (Vatandaş)

Bu sokaktan ilk kez geçiyorum. Yeğenim burada bir kafede çalışıyor, onu ziyarete geldim ve bu sokağı görünce de çok mutlu oldum, Çok hoşuma gitti. Emek verenleri tebrik ediyorum. Fakirlere yardım edilmesi beni çok etkiledi. Devir o kadar kötüleşti ki; insanlık, saygı, sevgi kalmadı. Ama her şeye rağmen böyle insanların kalmış olduğuna çok sevindim…

cocuklarla.jpg

Refik Beye çalışmalar sırasında çocukları İsmail Erdem ve İbrahim Ethem de yardımcı oluyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir