Öğrenciler bilime, teknolojiye ve robotiğe yakın olmalı

Bahçeşehir Fen Ve Teknoloji Lisesi öğrencisi ve Microsoft Öğrenci Partneri Ahmet Emre Ceyhan,“Öğrenciler en az liseden itibaren bilime, teknolojiye, robotiğe yakın olmalı.” dedi. 

Ahmet Emre Ceyhan’ı ilk kez 23 Aralık 2017 günü, Living Lab’in Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’ndeki ödül töreninde inovatif işletmeler ve girişimcilik üzerine bir sunum yapmak için sahneye çıktığında gördüm. Ceyhan’la bu kez Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde kurulan ve onların hizmetine sunulan teknoloji transfer ofisinde bir araya geldik. Ekibine Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak yeni dâhil olan Kübra Avcı ile beraber sorularımızı yanıtlayan Ceyhan’la eğitim ve sınav sisteminden, müfredata; Microsoft’la tanışma hikâyesinden gelecekle ilgili planlarına kadar pek çok konuda sohbet ettik.

Sözlerine, “Bir süredir İstanbul’dayım. Hikâyeme yazılımla başladım. Daha sonra işin daha çok işletme tarafına geçtim. Meraklı biriyim. Hayatta en sevdiğim şey bir şeyleri deneyimlemek, bir şeyler yapmak.” diyerek başlayan Ceyhan, açıklamalarında şunları kaydetti:

İnternet araştırmalarıyla kendimi geliştirdim

Çocukken bilgisayarda çok fazla zaman geçirmezdim, daha çok elektrik-elektronik ve robotiğe meraklıydım. Elektrik-elektronik öğretmeni olan babamın da bu işte katkısı büyüktür elbette. Onun evdeki malzemelerini kullanarak bir şeyler üretmeye çalışarak elektroniğe ilk adımımı attım. Ve bu alanda biraz ilerledikten sonra karşıma yazılım çıktı. Çünkü diyelim ki bir robot yapıyoruz, bu robot fiziksel olarak hareket ediyor ve saire ama bunu programlamamız lazım. Onun nasıl çalışacağıyla ilgili bir takım verilerin içine yüklenmesi lazım. Bu nedenle artık bilgisayarla daha içli-dışlı olmaya başladım. Ve bir web site nasıl yapılır, android telefonlara uygulama nasıl yazılır gibi konuları sadece internetten araştırarak öğrenmeye başladım. Kendimi geliştirdim.

Liselerde bilime ve teknolojiye yönelik imkânlar yok

8. sınıfta, yani TEOG’a girdiğim sene sürekli yazılımla vs. ilgilendiğim için sınava hiç çalışmadım ve dolayısıyla da iyi bir lise kazanamadım. Bursa’da eğitim kalitesi düşük bir liseyse gitmeye başladım. Ama lise müfredatı, dersler, yazılılar… Hiç hoşuma gitmiyordu. Çünkü mesela fizik dersinde elektrik anlatılıyor ama o anlatılanların benim robotik yaparken kullandığım yöntemlerle alakası yok. Ve ben mühendis olmayı istiyordum, lisedeki derslerin mühendislik için yetersiz olduğunu gördüm. Bir de derslerin sürekli teorik olarak anlatılması, kendimi geliştirebileceğim laboratuvar ortamlarının olmaması da beni okuldan iyice soğuttu.  Ve biz o dönemde babamla birlikte robotik üzerine çalışmalara ve hatta okullara eğitim vermeye başladık, maddi olarak da biraz rahatlayınca robotlar yapıp yarışmalara katılmaya başladım. Ve 1 sene içinde 13 tane derece aldım. Tüm bunlar olurken okuduğum okul beni liseler arası robot yarışmalarına göndermiyordu. Çünkü Hem imkânları yoktu hem de bakış açıları geniş değildi. Eğitim sistemindeki yapı şu: Dersini çalış, üniversiteye gir, mühendis ol, mezun olunca bir şeyler yaparsın. Ama olması gereken şey bu değil. Olması gereken, öğrencilerin en az liseden itibaren bilime, teknolojiye, robotiğe yakın olması. Ülke gelişecekse bu şekilde gelişecek. Şu an liselerde- özellikle de devlet liselerinde- bilime ve teknolojiye yönelik bir şey gerçekten yok. Siz her şeye rağmen bir şeyler yapmak istediğinizde ise önce destek vermiyorlar sonra önünüzü kesiyorlar. Ben bu noktada bir karar verdim ve dedim ki; bu iş böyle gitmez. Benim hedeflediğim nokta: bilişim ve teknoloji çerçevesi içeresinde mantıklı olan tüm deneyimleri yaşamak. Ve eğer okuduğum okul bana bu anlamda yardımcı olamıyorsa devam etmenin bir mantığı yok diyerek lise 2’deyken okulu bırakma kararı aldım.

Microsoft ile 2016’da tanıştım

Yaptığım projeleri internet üzerinden paylaşıyordum ve bir gün biri bana bir mail attı. “Merhaba ben Microsof’ta çalışıyorum ve Microsoft’un bir etkinliği var, oraya gelmek ister misin?” diye. Sonra ben bu teklifi kabul ettim ve o etkinliğe katıldım. Şubat 2016’da Microsoft ile tanıştım ve yetkileriyle birebir tanışma ve sohbet etme şansı yakaladım. Onlara yaptığım projeleri gösterdim. Microsoft yetkilileri bana destek olacaklarını söylediler ve beni yaz okulu programlarına davet ettiler, Microsoft’un yaz okuluna stajyer olarak dâhil oldum ve hem onların hem de diğer bazı sponsorlarımın desteğiyle İstanbul’a yerleştim. Microsoft’ta mükemmel bir yaz geçirdim. Çok iyi şeyler öğrendim. Çok ciddi ve güzel bir deneyimdi.

Fen Ve Teknoloji Lisesi’ne geçtim

Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki mühendislik öğrencilerinin oluşturduğu bir kulüple irtibata geçtim ve hep beraber güzel işler yaptık. Daha sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu bir kaç yarışmayı kazandım ve orada Aydın Yaşar ile tanıştım. Kendisi beni okulun yönetimiyle tanıştırdı, sonrasında Bahçeşehir Eğitim Kurumları Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel Beyden burs aldım. Kendisi bir gün beni odasına çağırdı. “Biz senin gibi öğrencileri kazanmak ve bir araya getirmek istiyoruz. Bizim Bahçeşehir Fen Ve Teknoloji Lisemiz var, bu okulun birinci önceliği bilim ve teknoloji.” dedi. İstanbul’da kalacak yer sıkıntısı yaşadığımı öğrendiğinde bana yurt imkânı da verdi. Öyle olunca ben de bunu kabul ettim. Şimdi Bahçeşehir Fen Ve Teknoloji Lisesi’nde eğitim hayatımı sürdürüyorum ve aynı zamanda Bahçeşehir Üniversitesi bünyesindeki “Spark Go”da çalışmalarımı sürdürüyorum.

2-boyut.jpg

Teknoloji transfer ofisinde proje geliştiriyoruz

Ben tüm bunların yanında girişimcilik yapmak isteyince Bahçeşehir Üniversitesi’nden bana bir teklif daha geldi ve “Biz sana bir yer tesis edelim, sen burada bir şirket gibi çalışmaya başla. Tüm faturalandırma ve vergi işlerini biz halledeceğiz, sen burada istediğin gibi çalış, yaptığın işlere inanıyoruz”  dediler. Bunun üzerine burada çalışmaya başladım ve geçen yıl da ilk şirketleşme deneyimimi yaşadım ve bazı teklifler almaya başladım. Ekibimi de buraya topladım. Burada çok iyi mentörlerimiz var, teknoloji transfer ofisimiz var. Strateji geliştirme konusunda ilerliyoruz. Ekibimizi büyütürken de benim Bursa’dan arkadaşım Kübra Avcı’yı da yanımıza aldık. O da Bursa’daki Bahçeşehir Koleji 3. Sınıf öğrencisi. Şu an 5 kişilik bir ekibiz. Teknoloji üretiyoruz, katma değer sağlıyoruz.

ahmet-emre-ceyhan.20180203104743.jpg

GENÇLERE İMKÂN VERİLSE BEYİN GÖÇÜ YAŞAMAYIZ

Açıkçası Türkiye’den çıkmak ve yurt dışında çalışmak bazen çok cazip geliyor. Çünkü burada yaptığımız işe çok saygı duyulmuyor ve emeklerimizin karşılığını pek alamıyoruz. Ama her şeye rağmen bizim de bazı ideallerimiz var. Şu an BK girişimcilik diye bir projemiz var Lise öğrencilerine girişimcilik eğitimi veriyoruz ve bunu gönüllü olarak yapıyoruz. Bu sistem içinde biz şunu yapmak istiyoruz. Ben mesela, bu konuda bir rol-modelim. Lise bazı şeyler yaptım, bazı noktalara geldim ve diğerlerinin de bu noktalara gelebilmesi lazım. Biz bu yüzden geçen hafta Bursa Bahçeşehir’deydik, Edirne Bahçeşehir’e gittik. Ondan önce bütün liseleri davet ettiğimiz 250 kişilik bir etkinlik yaptık. Biz bu ülkenin kurtuluşunun katma değer üreten işletmelerden geçtiğine inanıyoruz. Gençlere yeterli imkânlar verilirse beyin göçü yaşamayacağımızı düşünüyorum.

boyut.jpg

İNSANLIĞA KATKI SAĞLAMAYN BİLİM, BİLİM DEĞİLDİR

Son olarak yaşıtlarıma tavsiyelerim şunlar. Mevcut düzenden çıkıp yeni bir şeyler yapın. Veliler ve öğretmenler gibi bir şeyler üretmek için üniversiteyi bitirmeye beklerlerse iş işten geçmiş demektir. Velilere tavsiyem de çocuklarınızın uçurumdan atlamalarına izin verin. Kendi yollarını çizsinler. Klasik düşünce olan, “okula git, iyi not al, büyüyünce bir şeyler yaparsın” yaklaşımını aşsınlar. TÜBİTAK ve Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’ndan talebim ise sturt-up ve girişimcilik ekolüne daha çok destek verilmeli. Ürünleştirilemediği sürece bilim bir hiçtir. İnsanlığa katkı sağlamayan bilim, bilim değildir. TÜBİTAK ve bakanlık sadece bilimsel çalışmanın kendisine destek veriyorlar ama sonrası yok. Siz ürünleştirilip de pratik hayatta kullanılmaya başlanan, insanlığa yararlı herhangi bir TÜBİTAK ürünü gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü yok.

dsc_7928.jpg

Kübra Avcı:
VELİLERİMİZ ALIŞILMIŞIN DIŞINA ÇIKABİLMELİ

Bursa’daki Bahçeşehir Koleji 3. Sınıf öğrencisi olan Kübra Avcı, Ahmet Emre’nin CyanLog şirketinin PR Danışmanı olarak ekibe dâhil olmuş. Şimdilerde Mudanya-İstanbul arası mekik dokuyor. Kübra, Ahmet Emre ve BK girişimcilik sayesinde hayatındaki değişimleri şöyle ifade ediyor: “Ahmet Emre ile BK projesi kapsamında tanıştık. Ben o zamana kadar okula gidip gelen, sosyal projelere aktif olarak katılmayı seven, ama önü sürekli kesilen bir öğrenciydim. Bunun sebebi öğretmen ve velilerin yeniliklere hayır demesi ve böyle şeylere olumsuz bakmalarıydı. Bir şeye ulaşabilmek ve bir şey üretmenin tadına varabilmek için çaba sarf etmek gerekiyor. Şu anda benim ailem başta olmak üzere öğretmenlerim ve okul müdürüm de bendeki olumlu değişimleri fark edip artık beni daha çok destekliyorlar. Öyle olunca ben de okula ve derslere daha sıkı sarılıyorum. Velilerimiz yapılanları ve yapabileceklerimizi görmedikleri için alışılmışın dışına çıkamıyorlar. Ama sizin gibi sesimizi duyuran, bize kendimizi ifade etme olanağı sunan insanlar sayesinde insanların bazı şeylerin farkına varıp değişeceklerine inanıyorum. Çünkü sadece eğitim sistemine bağlı kalarak ilerlememiz mümkün değil. Önemli olan bazı şeyleri teorik olarak bilmek değil, pratik olarak yapmak.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir