Hiç mi güzel şeyler yok?

Evet. Alem-İslâm paramparça.

Evet. Tek millet olan küfür, Müslümanlara kan kusturuyor.

Evet. Nereye baksak kan, gözyaşı, savaş, katliam…

Haberler, gazeteler, ajanslar, Twitter…Felaket tellalı gibi.

Umutsuzluk, bıkkınlık, boşvermişlik, teslimiyet…Almış başını gitmiş.

Hastane bombalayan devletlerin, katliam yapan örgütlerin, ekmeğinin peşinde insanları döven belediyelerin, hayvancağızlara eziyet edenlerin, darbelerin, ihanetin, terörün, saldırının, pisliğin, pusunun haddi-hesabı yok.

İnzivasını bitirmiş, çilesini doldurmuş bir ihtiyar izbesinden çıksa ve biz gazetecilere “Küre-i arzda neler oluyor, cerideler neleri haber veriyor?” diye sorsa verebileceğimiz iyi bir haber -neredeyse- yok gibi.

Peki gerçekten yok mu?

Var.

İnadına var.

İnadına iyi haberler var.

Hatta sair gazetelerin aksine 3. sayfasını “İnadına iyi haber”lere ayırmış Diriliş Postası gazetesi var.

Var da var.

“Hiç mi güzel şeyler yok?” diye sordum ya. VAR.

*Eğer yardımsever, merhametli kimseler yoksa; her gece bir avuç gönüllü ile bir camide toplanıp Suriyeli muhacir kardeşlerimize ve yoksullara 1 tas sıcak çorba götüren ‘Aşhane’ ekibine ne diyeceğiz?

*Eğer cömert insanlar yoksa; şehit kardeşleri ve çocuklarının tüm okul ihtiyaçlarını ücretsiz karşılayan kırtasiye sahibi Kenan Albayrak’ı nereye koyacağız?

*Eğer fedakâr gençler yoksa; havaların soğuduğu bugünlerde koliden kedi evi tasarlayıp önüne de 1 kap mama 1 kap su koyan gençleri ne yapacağız?

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Müslüman ümitvar olmalı, yeis’e düşmemeli. Çünkü ümidimizi kaybettiğimizde mücadele gücümüzü de kaybederiz, mücadeleyi bıraktığımızda iyilikleri çoğaltamayız.

Bu arada; yazdıklarımdan “Polyannacılık” anlamı çıkarmanızı istemem. Bu bir psikolojik savunma mekanizması değil. ‘Her şey yolundaymış, dünya güllük-gülistanlıkmış gibi davranalım, olumsuzluklar umurumuzda olmasın, hiçbir şey olmamış gibi davranalım’ demiyorum.

Elbette her mazlumun ‘âh’ını taa yüreğimizde hissedip daha yaşanabilir bir ülke ve dünya için üzerimize düşenleri yapacağız, yapıyoruz, yapmalıyız.

Fakat ifrat ve tefrite savrulmadan, olumsuzlukların bizi ‘etkisiz hale’ getirmesine fırsat vermeden.

Sonuç olarak;

Bugünden tezi yok üzerimizdeki ölü toprağını atalım. İyilik yapanlar kervanına katılalım derim. Hep beraber. El ele.

Diğer yandan çevrenizde gözlemlediğiniz iyilikleri, hayır ve hasenatları bana yazın, her hafta bu köşede yer verelim, duyuralım, maddi-manevî katkı sunalım.

Çünkü;

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

Selam ve dua ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir