Hayat yolculuğu ile rafting benzerliği…

Geçtiğimiz günlerde Saklıkent Kanyonu’nda yaptığım 5 km’lik rafting yolculuğumda biraz tefekkür etme fırsatı yakaladım.
Akış halinde içime şöyle şeyler doğdu: Bir dağın altından yüksek bir debi ile doğan akarsu kilometrelerce uzayıp denizlere karışıyor. Bunu, başı ve sonu olan hayatımız gibi algıladım.
Akan suyun bir noktasında, rafting botuna binerek suyun akışına bırakılıyorsunuz, elinizde sadece bir kürek.
Yolculuk boyunca sağa-sola yalpalayarak, bazen taşlara çarparak bazen de derin sulara batıp çıkarak bitiş noktasına doğru hızla ilerliyorsunuz. Görünüşte, elimizdeki kürekle yolculuğu yönlendirdiğimizi düşünüyoruz ama aslında yapabildiğimiz sadece küçük dokunuşlar ve çabalamalar. Suyun akışına ve bizi yönlendirmesine müdehale edemiyoruz. İşte bu da hayatta yaşadığımız deneyimler, başımıza gelen olaylar, tecrübeler…
Nihayet yolculuğun sonunda görevli suya girerek sizi akarsudan alıp karaya çıkarıyor ve dolmuşa binip tekrar yolculuğa başladığımız yere geliyoruz. Bunu da ölmemiz, alem-i berzaha gidişimiz ve her şeyin başladığı asıl yurdumuza döndürülecek olmamız şeklinde yorumladım.
Özetle. Hayat dediğimiz bu yolda tıpkı raftingde olduğu gibi an’dayız, akıştayız. Taşlara çarpmamız, sırılsıklam olmamız, heyecanlarımız, kaybolma korkularımız vb. hepsi yolculuğa dahil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir